MEVCUT SİSTEM:
İş mevzuatına göre işyerleri tehlike guruplarına göre İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) hizmeti kendi bünyesinde sunma veya satın alma zorunlulukları vardır. Zorunluluk olmasına rağmen birçok işyeri bu hizmeti kendi bünyesinde sunmamakta veya satın almamaktadır. Bakanlık tarafından yeterli bir denetleme ve yaptırım olmadığı için işyeri sahipleri hizmet almak istememekte, bu işi ilave masraf olarak görmektedir. İyi niyetli veya zorunluluktan bu hizmeti alan ve uygulayan işyeri sahipleri de yapılan maddi harcamaları bir nevi kendilerinin cezalandırılması olarak görmektedir.

İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) hizmeti almak isteyen işyeri, Ortak sağlık ve güvenlik birimi (OSGB) ile anlaşma yapar. İşin niteliğine göre OSGB bünyesindeki işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı belirlenen sürelerde işyerlerine giderek hizmet verir. Gerekli çalışmaları yapar. Tespit ettiği eksiklikleri ve önerileri işverene bildirir. Makul sürelerde tamamlanmasını ister.

Veya iş yeri, bireysel olarak iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı ile anlaşma yapar. Hekim ve uzman belirlenen sürelerde işyerlerine giderek hizmet verir. Gerekli çalışmaları yapar. Tespit ettiği eksiklikleri ve önerileri işverene bildirir. Makul sürelerde tamamlanmasını ister.

Ay sonu geldiği zaman fatura kesilerek veya bordro yapılarak hizmetin karşılığı OSGB ye yatırılır veya çalışanın hesabına yatırılır. Yani hizmetin karşılığı DİREKT OLARAK OSGB VEYA ÇALIŞANA VERİLİR. YANİ DENETLEME YAPAN, ÜCRETİNİ DENETLENENDEN ALIR.

Peki iş yerinde tespit edilen eksiklikler tamamlanmaz ise ne olur!!!!
Olması gereken; eksikliğin niteliğine göre tamamlanması için makul süre verilmesi, tekrar takip edilerek, eksiklik giderilmez ise Çalışma Bakanlığına bildirilmesidir. Yani çalışan hizmet verdiği ve ücret aldığı kurumu şikayet eder!!!!
Olması gereken budur!!!!
Diyelim ki böyle oldu….
Sonuç ne olur????

Bakanlık şikayeti değerlendirir, gerekli işlemleri yapar, iş yerine gerekli cezaları verir, gerekirse iş yerinin faaliyetini geçici veya süresiz olarak durdurur.
Peki bundan sonra ne olur!!!!

İş veren “hem maaşını ben veriyorum, hem de beni şikâyet ediyor” diyerek bireysel anlaşma yaptığı hekim veya uzmanla sözleşmesini sona erdirir veya OSGB ile görüşerek ilgili personeli “bizi bakanlığa şikâyet etti” diyerek şikâyet eder veya OSGB ile anlaşmasını sona erdirir. OSGB de o personeli işten çıkarır….

SONUÇ NEDİR: İŞİNİ DÜZGÜN YAPAN PERSONEL İŞTEN KOVULMUŞ OLUR VE İŞSİZ KALIR.

Not: Bu karikatürü internette gördüm, bugünü çok güzel anlattığı için paylaşmak istedim.

Peki bugün uygulamalar nasıl olmaktadır!!!

OSGB bünyesindeki iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimine, Çalışma Bakanlığı sistemi İSG KATİP üzerinden, çalışan sayılarına göre iş yerleri atamaları yapılır. Hekim ve uzman bazen beraber bazen ayrı ayrı işyeri ziyaretleri yaparak mevzuatta belirtilen çalışmaları yaparlar, evrak bazında eksik bırakmadan dosyaları hazırlarlar. İşveren uyumuna bağlı olarak gerçek uygulamalarda da her şey tamamlanır.

Tamamlanmayan eksiklikler Tespit ve Öneri defterine yazılır. İSG kurulu toplanıyor ise eksiklikler kurulda da gündeme getirilir, tamamlanması için çalışma yapılması istenir.

Buraya kadar her şey normal yürür.
Bundan sonra ne olmaktadır????
Bundan sonraki uygulamalar işyerlerinin büyük bir kısmında olması gerekende olduğu gibi olmaz…

Çünkü ÇALIŞAN HEKİM VE UZMANIN İŞ GÜVENCESİ YOKTUR VE ÜÇ MAYMUN (KÖRÜM, SAĞIRIM, DİLSİZİM) OYNANIR.

Öneriler deftere yazıldığı gibi kalır, işveren “bana masraf çıkarmayın, işimi aksatmayın vb” oyalamalarla işi geçiştirir.

İşe yeni elemanlar alınır, sigortası yapılmaz, aylarca çalıştırılır, işe giriş muayenesi ve eğitimleri yapılmaz, çalışan bir kaza yapar, hemen iş güvenliği uzmanı aranır, gece gündüz evrak tamamlatmaya çalışılır, ölümlü kaza olursa günah keçisi olarak iş güvenliği uzmanı gözaltına alınır ve tutuklanır.

Diğer sıkıntılar nelerdir????
İş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimleri gerçek manada hizmet verebiliyorlar mı, yaptıkları hizmetlerden kendileri memnun mu????

OSGB’ler aracılığı ile çalışan hekim ve uzmanlar kişi sayısına bağlı dakika miktarına göre işyerlerine hizmet verirler. İlk sözleşme yapılan çalışan kişi sayısında azalma olduğu zaman, OSGB tarafından güncelleme yapılarak açığa çıkan dakika süresine göre yeni işyerleri hekim ve uzmanın sistemine girilir, ancak çalışan sayısında artış olduğu zaman güncelleme yapılmaz ve az sürede fazla kişilere hizmet verilmesi istenir. Yani hekim ve uzmandan yetkisinden daha fazla işyerine hizmet vermesi istenir. Bu durumlarda OSGB işyerlerindeki güncel sayıya (fazla sayıya) göre ücret alır, ancak hekim ve uzmana bunu pirim veya benzeri bir şekilde yansıtmaz ve sistemdeki az sayıya göre ücret öder. Açıkça; işyerleri İSG KATİP sisteminde işçi sayısını az gösterip fazla işçi çalıştırırlar, hekim ve uzman üzerinden OSGB’ler haksız kazanç elde ederler, bu da hekim ve uzmanlarda çalışma azmini ve memnuniyeti olumsuz yönde etkiler.

Memnuniyetsizliği oluşturan bir başka etken hekimlerde ve uzmanlarda belirli bir ücret politikasının olmamasıdır. Türk Tabipler Birliği’nin yayınlamış olduğu “İşyeri Hekimi Ücret Tarifesi” olmasına rağmen hemen hemen hiçbir işyeri bu tarifelere göre ücret ödememekte, insaf ve kâr marjı OSGB’lerin inisiyatifine bırakılmaktadır.
Uzmanlar için durum daha vahim olup standart bir ücret tarifesi yoktur. Mühendislik ve diğer okulları bitirip üzerine maddi harcamalar yaparak İş Güvenliği Uzmanlığı eğitimi aldıktan sonra aldıkları ücret asgari ücretin biraz üzerinde olup hayat standartlarının çok altındadır. Aldıkları mesleki risklere göre çok yetersizdir.
Ücret politikasının olmaması OSGB’ler arasında da olumsuz rekabete sebep olmaktadır. Maliyet hesapları iyi yapılmadan İSG hizmeti OSGB’ler tarafından çok düşük ücretlere çekilmekte, çok düşük ücretlerle Hekim ve Uzman çalıştırılmak istenmekte, hatta belgeler kiralanmakta, evrak üzerinde çalışılıyormuş gibi gösterilerek işyerlerine hizmet verilmemekte, gerçek hizmet vermeye çalışan OSGB’ler zarara uğratılmaktadır.

ÇÖZÜM VAR MIDIR????
İşin ucunda insan sağlığı, çalışanın canı var ise çözüm mutlaka olmalıdır….
İş kazaları istatistiklerinde Avrupa ve Dünyada ön sıralarda gidiyoruz…
TÜRK İNSANININ CANI BU KADAR MI UCUZ!!!!

O halde ne yapmalıyız ne yapılabilir…

35 yıllık meslek hayatını idarecilik, hekimlik ve eğitimcilikle geçirmiş, Halk Sağlığı Akademik Uzmanlığı (Doktora) olan ve halen fiilen işyeri hekimliği ile uğraşan biri olarak “neler yapılabilir” düşüncesine katkıda bulunmak istiyorum.

Benim düşünceme göre yapılabilecekler:
- İş yerleri SGK ya sicil kayıtlarını yaptırırken “İş Sağlığı ve İş Güvenliği Hizmeti aldıklarına dair sözleşme” istenerek tüm işyerlerinin bu hizmeti alması sağlanabilir.
- İşyerleri her ay sonunda çalışanların bordrolarını SGK’ya bildirirken çalışan sayıları İSG KATİP ile otomatik karşılaştırılıp, OSGB’lerde güncellemeler yapılarak Hekim ve Uzmanların çalışma süreleri güncellenebilir ve haksız kazancın önüne geçilebilir, çalışan hekim ve uzmanın mağduriyeti önlenebilir.
- Bakanlık tarafından denetlemeler hem işyerleri ve hem de OSGB’ler bazında yeterli ve zamanında yapılarak kayıt dışılık önlenebilir.
- Parasal ilişkinin işveren ile OSGB arasında veya işveren ile hekim-uzman arasında olmaması gerekir. Bunun için SGK benzeri bir fon kurularak (Ör: İSG Hizmeti Fonu) işveren tarafından her ay sigorta pirimi yatırılırken, çalışan sayısına göre İSG hizmeti ücreti de kurulan bu FON’a yatırılabilir. İşyerlerine İSG hizmeti, bu FON aracılığı ile hizmet alımı yolu ile bireysel olarak Hekimlerden, Uzmanlardan veya OSGB’lerden alınabilir, Hekim ve uzmanın işvereni işyeri sahipleri değil bu FON olabilir ve hizmet ücreti Fon tarafından hekimlere, uzmanlara ve OSGB’lere ödenebilir. Hastane ve eczanelere SGK’nın sağlık giderlerini ödeme yapması örneğinde olduğu gibi.
- Bu uygulama yapılabilir ise işveren, hekim ve uzmanı kendi maaş verdiği bir eleman gibi görmeyip, Bakanlık elemanı olarak algılar ve yapılması gerekenleri eksiksiz yapmak zorunda kalır.
- BÖYLECE; İşveren ile hizmet sunan Hekim ve Uzman arasında kişisel bir ücret alışverişi olmayacağı için, işini kaybetme korkusu olmayacağı için, GERÇEK İSG HİZMETİ VERİLEBİLİR, İŞ KAZALARI ASGARİ SEVİYEYE İNDİRİLEBİLİR, CAN KAYIPLARI ÖNLENEBİLİR, ÜLKE EKONOMİSİNE MADDİ VE SOSYAL KATKILAR SAĞLANABİLİR.

Kazasız günler dileklerimle….
Dr. Hasip SAPCI
Halk Sağlığı Uzmanı
İşyeri Hekimi