1- İş güvenliği uzmanı görev ve sorumluluklarını yerine getirirken işveren tarafından engellenmektedir. Çoğu işveren iş güvenliği hizmetinin gereksiz olduğunu düşünmekte ve dolayısıyla işverenin bu olumsuz tutum, davranış ve yaklaşımı iş güvenliği uzmanının karşısına bir engelleme olarak çıkmaktadır.

2- İş güvenliği uzmanının yapması gerektiği birçok iş engellendiği ve iş güvenliği sistemi OSGB ve işveren arsında ticari bir kazanç kapısı olduğu için uzman her zaman baskı altında olmakta ve işini bağımsız olarak yapamamaktadır.

3- İş güvenliği çalışma sürelerinde iş güvenliği uzmanı az tehlikeli işyerlerinde kişi başı 10 dakika, tehlikeli işyerlerinde 20 dakika ve çok tehlikeli işyerlerinde kişi başı 40 dakika hizmet vermek zorundadır. Bu süreler yetersizdir. Ayrıca yol süreleri de çalışma sürelerine dâhil değildir. Dolayısıyla kişi başı süreler yoldan dolayı kuşa dönmektedir.

4- Yol sürelerinin çalışma süresinden sayılmaması iş güvenliği uzmanını ciddi anlamda zora sokmaktadır. OSGB lerde yetersiz araç sayısı da buna eklenince iş hepten çileye dönüşmektedir. Bir araçta 4 veya 5 iş güvenliği uzmanıyla hizmet veren bir OSGB de hizmet vermeniz mümkün görünmemektedir.

5- Belirlenmiş bir ücret politikası bulunmaması ve belgelerini kiralayan uzmanların da olması iş güvenliği uzmanlığı yapmak isteyenlere olumsuz bir durum olarak yansımaktadır. Uzmanların ücretlerini işverenden alması işverenin iş güvenliği işini ciddiye almamasına sebep olmaktadır. İs güvenliği uzmanları ücretlerini Bakanlık bünyesinde oluşturulacak İSG havuzu ve işverenlerin İSG ücretlerini bu havuza yatırdıkları yerden almalıdırlar. Dolayısıyla İş Güvenliği Uzmanları denetimlerini daha serbest ve daha etkili yapabileceklerdir.

6- Belgesini kiralayan uzmanlar ve bu belgeleri kullanan OSGB ler iş güvenliği uzmanlığını gerçekten yapmaya çalışanlara, kiralık belgenin üzerinde olan firmaları yüklemekte ve uzman Çalışma Bakanlığının e-katip sisteminden kendi üzerine atanmayan firmalara bakmaya zorlanmaktadır.

7- İş güvenliği uzmanının üzerine girilen firmalarda çalışan sayısı ve süreleri güncellemesi yapılmamaktadır. Bu durum çok ciddi sıkıntılara yol açmaktadır. Örnek verecek olursak, iş güvenliği uzmanı ataması yapılan tehlikeli sınıfta bulunan A firmasında 10 çalışanla sistem girişi yapılıyor. Yani iş güvenliği uzmanı A firmasına 10 kişi x 20 dakika = 200 dakika hizmet vermesi gerekmekte. Sistem girişi ve atamalar bu şekilde yapılmakta. Buraya kadar sıkıntı yok. A firması her geçen gün işçi alımı yapmakta bu durumu OSGB’ye bildirdiği halde OSGB Uzmanın bakması gerektiği kişi sayısı sürelerinin güncellememektedir. İş güvenliği uzmanı 10 kişiye yani 200 dakika hizmet veriyor görünmekte fakat firmada yeni işçi girişlerinden dolayı 20 kişi ya da daha fazla olduğu halde sürelerin 20 kişi x 20 dakika = 400 dakika gibi bir süre ortaya çıkmakta ve bu süreler OSGB’nin elinde olduğu için bilinçli olarak güncelleme yapılmamaktadır.

8- Sistemde süre güncellemelerinin yapılmaması iş güvenliği uzmanı 11700 dakika süre içerisinde ortalama 25 firmaya bakıyor ise güncellemelerin para kazanma uğruna yapılmaması Uzman üzerindeki firmaya sayısını 2 katına yani 50 firma ve üzerine çıkarmamaktadır. Burada da sonuç olarak kaliteli bir hizmetten bahsetmemiz mümkün değildir.

9- Çalışma bakanlığının bu durumları kontrol etmemesi iş güvenliği uzmanının iş şevkini kırmakta ve uzmanın bozuk düzene ayak uydurmasına sebep olmaktadır.
10- Risk analizleri iş güvenliğinde en can alıcı konudur. Bir iş yerinde tüm risklerin belirlenmesi ve belirlenen risklerin öncelik sırasına göre tedbirler alınarak en aza indirilmesi gerekmektedir. Risk analizi işi firmada oluşturulacak risk ekipleri üyelerince yapılması gerekmektedir. İşveren İSG hizmeti almaya başladıktan sonra uzman o firmayı ziyaret eder ve bir risk değerlendirme ekibi kağıt üzerinde tutanak haline getirilir. Riskleri de bu ekibin belirlemesi ve çözüme kavuşturması gerekirken olaylar hiçte böyle olmamaktadır. Risklerin belirlenmesi sadece uzmanın üzerine kalmaktadır. Uzman kendi belirler kendi yazar dosyaya takar, işveren o belgeyi imzalamak bile istemez. İşveren, ben bu hizmeti alıyorum sizde ne gerekiyorsa yapın diyerek tüm topu uzmanın üzerine atar. Özet olarak riskler tam olarak belirlenemez belirlense bile asla önlem alınmaz.

11- En önemli durum tabii ki kiralık iş güvenliği uzman belgeleri olması gibi kiralık işyeri hekimi belgelerinin de olmasıdır. İşyeri hekimlerinde bırakın kiralık belgeyi bizzat yapan hekimler bile işyeri hekimliğini asla yapmamakta sadece bu durumunda yoğurdun kaymağını yiyen kısmı oluşturmaktadır. Her işyeri hekimi için geçerli değil fakat yüzde 80 den fazlası sadece belge işletmektedir.
12- Kısacası doktor gitmeyen yerlerden OSGB hizmet bedeli altında her ay para tahsil etmektedir. Acaba çalışma bakanlığı, iş güvenliği hizmeti alıp ta uzman ve doktor ataması yapılmayan firmaları sistem üzerinden göremeyecek kadar aciz mi? Görebiliyorsa neden çözüm bulmuyor?

13- İş güvenliği, gördüğüm ve yaşadığım kadarıyla sadece kâğıt yani evrak üzerinde kalmaktadır. Evrak üzerinde bile bin bir türlü sahtekârlığa gidilmektedir. Konu iş sağlığı ve iş güvenliği ama ortadaki durum birilerinin ceplerinin doldurulması olmuş. Konu işçilerin can sağlıkları fakat ortada gözle görülür elle tutulur bir hizmet yok.